Eşofman mı eşortman mı doğru ?

Efe

New member
Eşofman mı, Eşortman mı? Doğru Yazımın Peşinde Bilimsel Bir İnceleme

Günlük hayatta o kadar sık kullandığımız bazı kelimeler var ki, doğru biçimini hiç sorgulamıyoruz. “Eşofman” da benim için uzun süre böyle bir kelimeydi. Bir gün bir metin hazırlarken “eşofman mı, eşortman mı?” diye duraksadım. İnternette iki kullanımın da karşımıza çıkması, meseleyi basit bir yazım hatasından daha ilginç hâle getiriyor. Çünkü burada yalnızca sözlükte hangi biçimin bulunduğunu değil, bir kelimenin toplum içinde nasıl değiştiğini, yanlış biçimin neden yaygınlaştığını ve insanların dilsel tercihlerinin hangi mekanizmalarla şekillendiğini de sorgulayabiliriz.

Bu nedenle konuyu yalnızca “doğrusu budur” diyerek kapatmak yerine, sözlükbilim, dilbilim, sesbilim ve kullanım sıklığı açısından incelemek daha öğretici. Özellikle Türkçede konuşma dili ile yazı dili arasındaki etkileşim, yabancı kökenli kelimelerin uyarlanması ve halk etimolojisi gibi süreçler, “eşortman” biçiminin neden bazı konuşurlara doğal geldiğini açıklamaya yardımcı olabilir.

Kısa cevap: Doğru biçim “eşofman”

Standart Türkiye Türkçesinde doğru yazım eşofman şeklindedir. Eşortman ise standart yazım olarak kabul edilen biçim değildir.

Buradaki ayrım önemlidir: “Eşortman” biçiminin insanlar tarafından kullanılması, onun standart yazım açısından doğru olduğu anlamına gelmez. Dilbilimde kullanım ile norm aynı şey değildir. Bir biçim toplumda ne kadar yaygınlaşırsa yaygınlaşsın, yazım standardı açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Türk Dil Kurumunun sözlüklerinde yer alan biçim eşofmandır. Dolayısıyla sınav, akademik çalışma, haber metni, resmî yazışma veya standart Türkçe kullanımı söz konusu olduğunda tercih edilmesi gereken biçim “eşofman”dır.

“Eşortman” neden kulağa bu kadar doğal geliyor?

Asıl ilginç soru bence burada başlıyor. Eğer “eşortman” bütünüyle anlamsız bir biçim olsaydı, neden zaman zaman karşımıza çıkıyor?

Bunun açıklamalarından biri sesbilimsel uyum ve yeniden analiz süreçlerinde bulunabilir. Konuşurken insanlar kelimeleri her zaman sözlükteki biçimleriyle, sesleri tek tek denetleyerek üretmez. Konuşma hızlıdır; sesler birbirini etkiler, bazı sesler zayıflar ve kelimeler konuşurun zihnindeki benzer örüntülere göre yeniden algılanabilir.

“Eşofman” kelimesindeki /f/ sesi bazı konuşurlara daha az belirgin gelebilir. Özellikle kelimeyi daha önce yazılı biçimde görmeyen veya çevresinde “eşortman” kullanımını duyan bir kişinin, duyduğu biçimi kendi ses sistemi içerisinde yeniden yorumlaması mümkündür.

Bu durum tek başına “eşortman”ın doğru olduğunu göstermez. Tam tersine, dil değişiminin nasıl gerçekleşebileceğine ilişkin güzel bir örnek oluşturur.

Dilbilim literatüründe ses değişmelerinin rastgele olmadığı; artikülasyon kolaylığı, algısal benzerlik, konuşma hızı ve dilsel çevrenin seslerin gerçekleşmesini etkileyebildiği uzun zamandır incelenmektedir. Örneğin Peter Ladefoged ve Keith Johnson'ın fonetik çalışmalarında konuşma seslerinin üretim ve algı süreçlerinin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceği ayrıntılı biçimde ele alınır.

Kelimenin kökeni neden önemli?

“Eşofman”ın yazımını anlamaya çalışırken kelimenin kökenine bakmak da faydalıdır. Türkçedeki birçok kelime gibi “eşofman” da Türkçe kökenli değildir. Kelimenin Fransızca “échauffement” sözcüğüyle bağlantılı olduğu kabul edilir. Fransızcadaki sözcük “ısınma” anlamıyla spor terminolojisinde kullanılmış, Türkçeye aktarılırken biçim ve anlam açısından farklılaşmıştır.

Burada önemli bir dilbilimsel nokta ortaya çıkıyor: Bir kelime başka bir dile geçtiğinde, kaynak dildeki biçimini aynen korumak zorunda değildir. Türkçe, tarih boyunca farklı dillerden aldığı kelimeleri kendi ses ve biçim sistemine uyarlamıştır.

Dolayısıyla “eşofman”ın bugün Türkçede doğal görünmesi, kelimenin Türkçeye yerleşme sürecinin sonucudur. “Eşortman” ise bu standartlaşmış biçimin konuşma içinde yeniden yorumlanması olarak düşünülebilir.

Ancak etimoloji konusunda dikkatli olmak gerekir. Bir kelimenin tarihsel kökenini açıklamak ile bugünkü doğru yazımını belirlemek aynı araştırma değildir. Bir sözcüğün kökeni hakkında bilgi sahibi olmak, otomatik olarak günümüzde nasıl yazılması gerektiğini belirlemez. Bunun için güncel sözlük ve yazım kaynaklarına da bakmak gerekir.

Bilimsel olarak “hangisi doğru?” nasıl araştırılır?

Bu tür bir soruyu bilimsel yöntemle incelemek istersek birkaç farklı veri kaynağını karşılaştırabiliriz.

İlk aşamada normatif kaynaklara bakılır. Türk Dil Kurumu sözlükleri ve yazım kaynakları, standart Türkçede hangi biçimin kabul edildiğini belirlemek açısından temel referanslardır.

İkinci aşamada derlem verileri incelenebilir. Derlem, gerçek hayatta üretilmiş ve belirli yöntemlerle toplanmış büyük metin veri tabanıdır. Gazeteler, kitaplar, akademik metinler, internet yazıları veya konuşma kayıtları gibi materyallerden oluşturulabilir. Araştırmacı “eşofman” ve “eşortman” biçimlerinin farklı dönemlerdeki kullanım oranlarını karşılaştırabilir.

Üçüncü aşamada sosyodilbilimsel araştırma yapılabilir. Farklı yaş, eğitim, bölge ve sosyal gruplardan katılımcılara hangi biçimi kullandıkları sorulabilir. Daha sonra bu tercihlerin yaş, eğitim, medya kullanımı veya bölgesel özelliklerle ilişkisi istatistiksel olarak analiz edilebilir.

Fakat burada çok önemli bir metodolojik uyarı var: Google arama sonuçlarında bir kelimenin çok çıkması, onun doğru veya standart olduğu anlamına gelmez. İnternet kullanım sıklığı yalnızca kullanım hakkında ipucu verir. Bir biçimin yazım standardına uygun olup olmadığını belirlemek için sözlükbilimsel kaynaklarla birlikte değerlendirme yapmak gerekir.

Veri bize ne söyleyebilir?

Varsayalım ki bir araştırmacı Türkiye'deki 10 milyon internet sayfasını taradı ve “eşortman” kelimesinin de milyonlarca kez kullanıldığını tespit etti. Bu durumda “eşortman artık doğrudur” sonucuna ulaşmak bilimsel açıdan hatalı olur.

Çünkü burada betimleyici dilbilim ile normatif dil anlayışı birbirinden ayrılmalıdır.

Betimleyici yaklaşım “İnsanlar nasıl konuşuyor ve yazıyor?” sorusunu sorar.

Normatif yaklaşım ise “Standart yazı dilinde hangi biçim kullanılmalı?” sorusuna odaklanır.

İki soru birbirinden farklıdır.